Bu para nereye gidiyor? Para ile ilişkimizin psikolojisi

Aynı soru tekrar tekrar akla geliyorsa, bazen durup gerçekten bakmak gerekir: “Bu para nereye gidiyor?”

Ay sonuna yaklaşırken birçok insan kendini bu soruyu sorarken bulur. Büyük bir harcama yapılmamıştır. Hesaptan yüklü bir para çıkmamıştır. Hatta çoğu zaman kişi, harcamalarını aşağı yukarı kontrol ettiğini düşünür. Yine de ay sonuna gelindiğinde beklediğinden daha az para kaldığını görür. Bu durum yalnızca hesap yapma meselesi gibi görünse de çoğu zaman bundan fazlasını anlatır.

Bu yazı para harcama davranışımızın arkasındaki psikolojik süreçleri anlamayı ve bu konu hakkında düşünmeyi amaçlıyor.

Para ile ilgili meseleler, yalnızca gelirimizle ya da matematiksel becerilerimizle ilgili değildir. Para, gündelik yaşamda güven duygusuyla, kontrol hissiyle, geleceğe dair beklentilerimizle ve belirsizlik karşısında ne yaptığımızla da yakından ilişkilidir. Araştırmalar özellikle yoğun duygusal dönemlerde ani harcama eğiliminin arttığını gösteriyor. Bu yüzden bazen kişi ne yapması gerektiğini bildiği halde aynı döngünün içinde kaldığını kendi kendine göremeyebilir. Çünkü yapılan harcamalar, kısa süreliğine de olsa rahatlama hissi veriyor.

Birçok insan harcamalarını planlaması gerektiğinin farkındadır. Gereksiz masrafları azaltmanın, bir miktar kenara para koymanın ya da bütçe yapmanın faydalarını da bilir. Fakat bilmek her zaman davranışı değiştirmeye yetmez. Çünkü bazı harcamalar ihtiyaçtan çok, o an iç dünyada oluşan bir şeyi düzenlemeye yarar.

Yorgun geçen bir günün sonunda verilen ani bir sipariş, ihtiyaç dışı alınan küçük bir ürün ya da “bunu da hak ettim” diyerek yapılan plansız bir harcama sadece ekonomik bir karar değildir. Bazen insan fark etmeden, gün içinde taşıdığı gerginliği harcama yaparak hafifletmeye çalışır. Bazen kendini ödüllendirir. Bazen de o an için kontrol duygusunu geri kazandığını hisseder. Harcamanın kendisi küçük olabilir; ama onun temas ettiği içsel ihtiyaç çoğu zaman daha derindir.

Bu yüzden para harcamak bazen “sadece para harcamak” değildir; aynı zamanda bir şeyleri yatıştırmak, telafi etmek ya da ertelemek için kullanılır. Kişi bunu bilinçli olarak yapmaz. Çoğu zaman yalnızca “o an doğru geldiği” için hareket eder. Sonrasında ise hesaplara baktığında, davranışı ile niyeti arasında bir kopukluk hisseder. Ay sonu geldiğinde “Nasıl oldu da yine bu kadar harcadım?” sorusu işte bu kopukluktan ortaya çıkar.

Günümüzde paranın görünmez hale gelmesi de bu ilişkiyi karmaşıklaştırıyor. Eskiden cüzdandaki para eksildikçe, kayıp daha somut yaşanırdı. Şimdi ise para çoğu zaman ekranda duran rakamlardan ibaret. Kartla yapılan bir ödeme, uygulamadan verilen sipariş, tek tıkla tamamlanan alışveriş… Harcama anı ile kayıp hissi arasına mesafe giriyor. Bu mesafe, yalnızca teknik değil; psikolojik bir mesafe de yaratıyor.

İnsan zihni, temas ettiği şeyi daha kolay fark eder. Temas azaldıkça fark etmek de zorlaşır. Bu nedenle bazı harcamalar gerçekten “olmuş gibi” değil, sanki “kendiliğinden olmuş” gibi yaşanır. Sonradan dönüp bakıldığında kişi kendi davranışına yabancılaşabilir.

Ekonomik belirsizlik dönemlerinde bu daha da görünür hale gelir. Geleceği öngörememek, yalnızca maddi planları değil, insanın iç dengesini de etkiler. Belirsizlik arttığında bazı insanlar daha sıkı kontrol etmeye çalışır; bazıları ise tam tersine, düşünmekten kaçınır. Hesaplara bakmamak, ertelemek, küçük harcamaları önemsememek ya da “Nasıl olsa yetmeyecek!” duygusuyla hareket etmek çoğu zaman yalnızca ekonomik değil, duygusal bir baş etme biçimidir.

Bu noktada finansal farkındalık yalnızca gelir-gider takibi yapmak değildir. Öncelikle kendi davranışımızın hangi anlarda değiştiğini fark etmektir. Bu farkındalığı kazanmak için şu soruları sormak faydalı olabilir:

  • En çok ne zaman plansız harcama yapıyoruz?
  • Yorgunken mi, kaygılıyken mi, yalnız hissettiğimizde mi daha fazla alışveriş yapıyorum?
  • Bir şey satın aldığımızda gerçekten ne alıyoruz?
  • Satın aldığımız şey gerçekten ihtiyaç duyduğumuz nesneyi mi yoksa kısa süreli bir rahatlama hissini mi sağlıyor?

Bu soruların amacı kendini eleştirmek veya suçlamak değildir. Tam tersine, kişinin kendi davranışını daha yakından tanıyabilmesidir. Kendi hikâyesinde buna neden olabilecek bağlantıları kurabilmesidir. Çünkü bazen sorun para kazanamamak ya da bütçe yapamamak değildir. Sorun, para ile kurulan ilişkinin fark edilmeden duygusal yükler taşımaya başlamasıdır.

Ve bazen değişim, şu soruya biraz daha içten bakmakla kolaylaşır:

Bu para nereye gidiyor değil; para hızla kaybolup giderken ben nasıl biri oluyorum, nasıl hissediyorum? Ve bu durum davranışlarımı nasıl etkiliyor?

 

Alev Altun
FODER Gönüllüsü

Kaynakça

1- Vural Yüzbaşı, D., Oktay, P. N., & Turan, M. (2021). Sosyal ve duygusal baş etme olarak harcama ölçeği'nin Türkçeye uyarlanması. Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 23(3), 791-804.

2- Şahin, E., & Avan, F. (2024). Plansız satın almanın hedonik ve kompulsif satın alma üzerindeki etkisi. Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 23(3), 175-188.

3- Bozdağ, A., & Kıraç, R. (2019). Hedonik ve faydacı tüketimin dürtüsel ve kompulsif satın alma davranışı üzerindeki etkisi. Uluslararası İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 5(1), 39-58.


İlgili linkler:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1550023

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/702750

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4315259