3. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Konferansı

2. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Zirvesi
27 Ekim 2014
3. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Konferansı Basın Bülteni
31 Ağustos 2018

3. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Konferansı TEB ve FODER iş birliğinde hayata geçirildi ve finansal bilinçlenmenin bireysel emeklilik sistemine katkıları konuşuldu. Konferansa katılan İngiltere’nin eski Çalışma ve Emeklilik Bakanı Barones Dr. Ros Altmann İngiltere örneğinde finansal okuryazarlık seviyesini artırmanın bireysel emeklilik sistemine olumlu katılımı etkilediğini aktardı.

3. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Konferansı TEB ve FODER iş birliğinde hayata geçirildi ve finansal bilinçlenmenin bireysel emeklilik sistemine katkıları konuşuldu. Konferansa katılan İngiltere’nin eski Çalışma ve Emeklilik Bakanı Barones Dr. Ros Altmann İngiltere örneğinde finansal okuryazarlık seviyesini artırmanın bireysel emeklilik sistemine olumlu katılımı etkilediğini aktardı.

TEB ve FODER iş birliğinde düzenlenen 3. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Konferansı 15 Ocak’ta gerçekleşti. İngiltere’nin eski Çalışma ve Emeklilik Bakanı Barones Dr. Ros Altmann ve OECD Sosyal Politikalar Bölümü Uzmanı Dr. Boele Bonthuis ana konuşmacı olarak yer aldığı konferansta birikim, davranışsal ekonomi, emeklilik ekonomisi, emeklilik fonları ve avantajları ile beraber uzayan yaşam döngüsünde tasarruf ve

BES’in önemini vurgulandı.

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici ve FODER Başkanı Özlem Denizmen’in açılış konuşmasıyla başlayan konferansta, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben ve T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü Dr. Şerif Çakırsoy yaptıkları konuşmalarda konuyla ilgili dikkat çekici örnekler verdiler.

Dr. Ros Altman : “Emeklilik Fonları, para değil kişilerin gelecekleri demek”

İngiltere emeklilik sisteminin gelişiminden örnekler veren Dr. Ros Altman; “Emeklilik fonları, sadece para demek değil. Emeklilik fonları, kişilerin geleceği, ilerleyen yaşlarında daha iyi hayat standartlarına sahip olmak demek” dedi. Çoğu zaman bireysel emeklilik şirketlerinin katılımcıların tam olarak ihtiyaçlarını anlamadıklarına dikkati çeken Altman, aslında katılımcıların temel ihtiyacının bireysel emeklilik için ayırdıkları para hakkında ‘iyi’ hissetmek istediklerinin altını çizdi. İngiltere’de bir dönem yüksek kesintiler ve fonların kötü yönetilmesi konusunda çıkan haberlerle, katılımcıların sisteme yatırım yapmaktan vazgeçtiklerini anlatan Altman, bu dikkate alan emeklilik şirketlerinin bugün daha düşük hizmet bedeli aldıkları ve katılımcı sadakatini artırmak için sosyal sorumluluk projelerine yönlendiklerini iletti.

Yapılan konuşmalarda, gelecek yıllarda emekli sayısının hızlanarak artacağını göz önünde bulundurulduğunda, finansal okuryazarlık seviyesinin artırılmasının daha önemli hale geleceği vurgulandı. Finansal okuryazarlık seviyesindeki artışı vurgulayan “FOY endeksi”nin de yaptığı ölçümleme ile sisteme yol gösterdiğinin altı çizildi.

Konuşmacıların dikkat çektiği en önemli konu; finansal okuryazarlık seviyesi yükselirse bu durumun emeklilik tercihleri açısından iki önemli fayda sağlayacağıydı. Bunlardan birincisi ömür boyu emeklilik maaşı ödeyecek yıllık gelir sigortası seçeneğine olan ilginin artırılması yoluyla tasarrufların daha uzun süre sistemde kalmasının sağlanması. İkincisi ise aktif dönemde ödenen katkı payı tutarlarının, bilinçli olarak katılımcılar tarafından artırılması neticesinde, birikim ve refah düzeyi daha yüksek bir emeklilik dönemine erişilebilmesi.

Ülkemizin tasarrufunun artması için BES’in şart olduğunun vurgulandığı konferansta Murat Üçer, “2016 sonunda yayınlanan Milli Gelir rakamlarından sonra bildiğimiz tasarruf resmi değişmiş olsa da, Türkiye’de tasarruf açığı ve tasarrufların etkin kanallara aktarılması sorunu devam ediyor. Bu noktada BES’in önemi yadsınamaz, ama BES’i tamamlayıcı ve daha etkin hale getirici makro ve mikro politikaların da düşünülmesi, detaylandırılması ve hızla devreye sokulması gerekiyor.” dedi.

Denizmen: “Bireysel emeklilik sistemini reformlarla ve finansal okuryazarlık ile 20 milyona taşıyalım”

FODER Başkanı Özlem Denizmen yaptığı açılış konuşmasında konferansın amacının 2017 yılı sonu itibariyle BES sisteminde 10 milyonu aşan katılımcı sayısını, reformlarla ve finansal okuryazalıkla 20 milyona çıkarmak olarak açıkladı.

“Bireysel emeklilik, ülkemizin tasarruf oranlarının artmasının temel taşıdır. BES’in artması için ise bireylerin finansal okuryazarlık seviyesinin artmasına ihtiyacımız var. Biz FODER olarak bu yönde çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca, BES sisteminde de katılımcı çıkarını ön plana çıkartan daha şeffaf, basit ve sermaye piyasalarının diğer kurum ve ürünleri ile daha entegre yeni bir mimarinin gerektiğine inanıyoruz. Yeni nesil BES, Otomatik Katılım Sistemi yanında zamanı geldiğinde İşsizlik Fonu, SGK Fonları, Kıdem Tazminatı Fonu ve Türkiye Varlık Fonu’nun sermaye piyasası yatırımlarına hizmet vermeye müsait; modüler bir yapıda olmalıdır. Bu şekilde katılımcı sayısı 10 milyondan 20 milyona kolayca çıkabilir. Bu ölçekte; kapsayıcı bir emeklilik sistemi oluşturmak için sistemin yönetimi tek elde toplanmalı, üniversitelerle ve uluslararası kuruluşlarla yakın işbirliğine gidilmeli ve davranışsal finansın uygulamaya yönelik son bulgularından yararlanılmalıdır” dedi.

Leblebici: “Endeks ile toplumun finansal sağlık durumunu ele alıyoruz”

TEB ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan Finansal Okuryazarlık ve Erişim Endeksi de kamuyoyula ilk kez konferansta açıklandı.

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici açılışta yaptığı konuşmada, bugüne kadar bu alandaki bilinçlendirme çalışmalarını ve eğitimleri hep finansal okuryazarlık adı altında anlatmaya çalıştıklarını belirtti. Leblebici, “Finansal okuryazarlık için “finansal sağlık” da diyebiliriz. Endeksi de bir check-up gibi düşünebiliriz. Biz de burada Endeksin ortaya koyduğu verilerle toplumumuzun finansal sağlık durumunu ele alacağız” dedi ve şunları ekledi.

“Biz biliyoruz ki; ancak tasarruf alışkanlığı gelişmiş, finansal bilinci yüksek toplumlar sürdürülebilir ekonomik büyümeyi yakalayabilir, uzun soluklu refaha kavuşabilir. Ülke genelinde tasarrufların artması ekonomimizin gündemlerinden biri olan cari açık probleminin çözümüne de katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte, istihdam da ekonomik büyüme ve gelirlerin artmasında önemli rol oynuyor. Çünkü istihdam arttığında gelir artıyor; tasarruf oranları yükseliyor. Bunun için iş gücüne katılımı teşvik etmemiz ve artırmamız lazım. Biz TEB olarak Sorumlu Bankacılık anlayışımızla finansal sağlık alanındaki çalışmalara destek olmak için üzerimize düşeni yerine getirmeye çalışıyoruz.”

Mendi: “2019 yılsonuna kadar 20 milyon bireyi finansal okuryazar yapacağız”

TEB Bireysel ve Özel Bankacılık Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Mendi de, “TEB olarak ‘Sorumlu Bankacılık’ anlayışımızla ülkemizin tasarruf alışkanlığının yükselmesi ve tabana yayılması, finansal okuryazar bir nesil yetiştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, en önemli gündem maddeleri arasında yer alan ‘tasarruf oranlarının’ yükseltilmesine destek olmak amacıyla 2012 yılında TEB Aile Akademisi’ni hayata geçirdik. 5 yıl içinde gönüllü eğitmenlerimizin verdiği birebir eğitimler ile 250 bin bireyin finansal okuryazar olmasını sağladık. UNICEF iş birliğinde 6-14 yaş aralığındaki 11 milyon çocuğa sanat dersleri aracılığıyla ulaşarak finansal okuryazar bir nesil yetiştirilmesine katkı sağladık. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlükleri ile yaptığımız projeler ile 3 yılda 6 milyonu aşkın kursiyer ve öğrenciye eğitim vermiş olacağız. Hedefimiz; 2019 yılı itibariyle 20 milyon bireyi yani Türkiye’nin %25 ini finansal okuryazar yapmak” diye konuştu.

BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben: BDDK'nın tüketicileri korumaya yönelik faaliyetleri

Akben, finansal erişimin artırılmasına, finansal tüketicilerin bilgi ve bilinç düzeyinin yükseltilmesine ve finansal tüketicilerin korunmasına yönelik politikaların bütüncül ve tutarlı bir bakış açısıyla ele alınmasının gündeme geldiğini ve finansal erişim, finansal eğitim ve finansal tüketicinin korunması konularını içeren bir strateji ve eylem planının hazırlanmasının Finansal İstikrar Komitesinin öncelikli gündem maddelerinden olduğunu anlattı.

BDDK tarafından hazırlanan internet sitesinde şifre güvenliği ve dolandırıcılık hususlarında soru cevap şeklinde bilgilendirmeler yapıldığını kaydederek, şunları söyledi:

"Malumunuz son dönemlerde, insanların algısını etkileyerek belirli bir şekilde davranmaya yöneltip zarara uğratma şeklinde tanımlanan sosyal mühendislik yoluyla, dolandırıcılık türleri ile, vatandaşlarımız mağdur edilmektedir. Bu tarz dolandırıcılıklarla bankacılık işlemlerinde sıkça karşılaşmaktayız.

Son dönemde karşılaşılan dolandırıcılık olaylarına örnek vermek gerekirse; dolandırıcı kart sahibini bankadan aradığına ikna edip güvenini kazanmakta ve vatandaşın kart ve şifre bilgilerini almakta. Ya da dolandırıcı sosyal ağlar üzerinden vatandaşın arkadaş listesinde bulunan bir arkadaşının/akrabasının hesabını ele geçirip vatandaş ile temas kurarak kişisel bilgilerini ele geçirmektedir. Yine son dönemlerde sıkça karşılaştığımız sahte siteler yoluyla dolandırıcılıkta, bankanın internet sitesine giriş yaptığını düşünen vatandaş, bankaca kendisine gönderilen tek kullanımlık şifreyi bankanın sandığı internet sitesine girmekte, karşı taraftaki dolandırıcı da vatandaşın bilgilerini ele geçirmektedir."

Akben, "Bu konuda yoğunlaşan şikayetler üzerine konuya ilişkin kurumumuzca önlem alınması ihtiyacı hissedilmiştir. Aldığımız karar ile kredi ve banka kartlarının internet işlemlerine açık olması müşterinin talebine bağlanmıştır." ifadelerini kullandı.

T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürü Dr. Şerif Çakırsoy, "Uzun süreli emeklilik sistemi için birikim hesabını anlatmamız gerek."

Dr. Şerif Çakırsoy Bireysel Emeklilik Sistemi, ulusal tasarruf oranlarımızın artırılması ve bu yolla ekonomimize ve sermaye piyasalarımızın gelişimine uzun vadeli fonların kazandırılması anlamında üzerinde önemle durulan bir alan olduğuna vurgu yaptı.“Verilere göre, 2017 sonu itibarıyla emeklilik hakkı kazanarak sistemden ayrılan yaklaşık 63 bin katılımcının, 60.491’i birikimini toplu para olarak almayı tercih etti. Emeklilik daki birikimler incelendiğinde, toplu para almayı seçen emekli katılımcı başına ortalama birikimin 74 bin Türk Lirası, programlı geri ödemeye başlangıç tutarının 154 bin Türk Lirası ve yıllık gelir sigortası başlangıç tutarının ise 77 bin Türk Lirası olduğu görülmektedir. Az tercih edilen bu seçenekler, gerek katılımcılar için daha uzun süreli ve güvenli bir emeklilik refahı sunması ve gerekse de birikimlerin yatırıma yönlendirilmeye devam edebilmesi açısından önem arz etmektedir.” dedi.

3. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Konferansı'nda TEB ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan Finansal Okuryazarlık ve Erişim Endeksi de açıklandı.

Konferansta, TEB ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğiyle bu yıl beşinci kez gerçekleştirilen Türkiye Finansal Okuryazarlık ve Erişim Endeksi’nin sonuçları da paylaşıldı.

Türkiye Finansal Okuryazarlık ve Erişim Endeksi’ne göre, Türkiye’nin finansal okuryazarlık endeksi 60,8 olarak açıklandı. Finansal erişim endeksi skorunun da 44,1’e ulaştığı görülüyor. 2016 yılında 38,2 olan skorla kıyaslandığında önemli ölçüde yükseliş gözlemleniyor.

Gelecek nesillerin finansal anlamda okuryazar olabilmesi adına, yapılan çalışmaların toplumda nasıl karşılık bulduğunu ortaya koyan çalışmalara ihtiyacımız olduğunu söyleyen Leblebici, “Finansal Okuryazarlık ve Erişim Endeksi çalışmasını çok önemsiyoruz. Meslek gruplarına, yaşa, eğitim seviyesine, gelir seviyesine hatta medeni hale göre yapılan bu değerlendirmeler, hangi grupların finansal okuryazarlık anlamında avantajlı ya da dezavantajlı olduğunu ortaya koyuyor ve ileriye dönük planlamaların yapılmasında yol gösteriyor. Bu yıl ortaya çıkan sevindirici bir gelişme; kadın ile erkek arasındaki finansal okuryazarlık oranının hızla kapanıyor olması. Bu çalışmaya göre, finansal okuryazarlık endeksinde, 60.8 gibi bir oranla, 2016 ve 2017 arasında tam bir paralellik gözlemlenirken; finansal erişim anlamında 2016 yılında 38.2 olan endeksin 2017 yılında 44.1’e yükseldiğini gözlemliyoruz. Bu ciddi bir artış oranı olsa da; özellikle araştırmanın farklı verilerinin ortaya koyduğu sonuçlara göre önümüzde kat etmemiz gereken önemli bir mesafe var” dedi.

ETKİNLİKTEN FOTOĞRAFLAR